Eskişehir Yanıyor!
Herkes İstanbul’a gelirken benim yolculuk tersine oldu. Ailevi bir durum nedeniyle EskiÅŸehir’de geçirdim bu güzel günü. Aslında bir bakımdan da farklı bir tattı. En son 12 yıl önce EskiÅŸehir birinci lige yine böyle bir play-off maçı sonrasında çıktığında henüz bir ortaokul öğrencisiydim ve sokaklarında büyüdüğüm ÅŸehri öylesine bir coÅŸku içinde ilk kez görmüştüm, bu da ikinci oldu iÅŸte.
Aslında önce bunun altını çizelim. İstanbul’a geldim geleli BaÄŸdat Caddesi’nde 4 kez ÅŸampiyonluk turu izledim. Ama zaten BaÄŸdat Caddesi’ni Fenerbahçe’yle tanımıştım. Cadde benim için Fenerbahçe, futbol, coÅŸku demekti. Oraya dair en eski anılarım zaten Fenerbahçe ile ilgiliydi.
İşte bu durum EskiÅŸehir’de tam aksine. Sokaklarında büyüdüğüm ÅŸehrin böylesine büyük bir coÅŸku içinde olması eski heyecanı tekrar uyandırdı. Zamanında cirit attığımız Kızılcıklı’nın, Doktorlar’ın müthiÅŸ bir kalabalığa ev sahipliÄŸi yapması hakikaten güzeldi. İnsanlar gece yarılarına kadar sokaklardaydı ve araba kornaları da epey sürdü.
Maçı 15. dakikadan itibaren izleyebildim. Kırmızı kart pozisyonunu göremedim yani. Selçuk Dereli’yi pek sevmem ama maçtan yerden kalkmak istemeyen iki takım oyuncularına pek taviz vermez havadaydı. Boluspor’un gördüğü ikinci kırmızı kart ise (daha doÄŸrusu Ömer’in ikinci sarı kartı) pek haksız sayılmaz. Sonrası zaten tartışılmaz, gerginlik ve sonuçları.
Play-off maçlarının genel anlamıyla pek keyif verdiÄŸi söylenemez. Ama zaten bu maçlarda kalite de beklenmemeli. Heyecanın ve stresin dorukta olduÄŸu maçlarda EskiÅŸehirspor yine güldü. EskiÅŸehir’in benim hatırladığım 3. yükseliÅŸi ve üçü de play-off lardan geldi (1995 Eses-Aydın, 2006 Eses-Pendik, 2008 Eses-Bolu).
Maç sonrasına geçelim. Maçı izlediÄŸimiz yerden arabayla 7 uzatma dakikasının ikinci dakikasında çıktık. İyi ki de öyle yapmışız, yoksa İstasyon’un ordaki evimize varmak pek mümkün olmayacaktı. Arabayı bırakıp çıktık sokaklara. Kızılcıklı ve Doktorlar Caddesi’ndeki kalabalığa katıldık. Burada da EskiÅŸehir’in sahiplenmesinin tekrar altını çizelim. Bütün gün en olmayacak insanların bile maçtan haberdar ve galibiyet üzerine konuÅŸtuÄŸunu duyuyordum zaten. 78 yaşındaki babaannem bile maç üzerine yorum yapıyordu, o derece. Sokaklarda da bu yüzden sadece gençler yoktu. Teyzeler, amcalar, sanki eski günlere geri dönüşe inanır gibi yollardaydı. EskiÅŸehir’i tekrar devler arasında görmek gururdu onlar için.
Åžimdi tekrar çıkacağım sokaklara, yüksek ihtimalle bütün dükkanların camları siyah-kırmızı. Bayrak ve forma stoÄŸu çoktan tükenmiÅŸtir. Sohbetlerin 3/4′ünü maç kritikleri kaplıyordur. Hatta bu kadronun yetersizliÄŸi ve gelecek sene üzerine planlar bile çoktan baÅŸlamıştır.
Yazının esas notu ise kardeÅŸim Hakan’a. Yüksek ihtimalle dün direkten dönen toplarda onun parmağı var. 2. Lig B kategorisinde bırakıp gittiÄŸi takımı ÅŸimdi onun hayal ettiÄŸi yerlerde. Hala bizimle olsa seneye neler yapabileceÄŸimizi düşünmek hakikaten üzüyor beni. Abisinin de bir kızı oldu dün, 8 yıl bekleyiÅŸten sonra. ÅžampiyonluÄŸu getiren bebek de onun kanından yani.
Futbolu futbol olduÄŸu için seven ÅŸehre güzel bir hediye kısacası. Kemal amcanın yardımları çok konuÅŸulacak belki. İşin komik kısmı ise Eses’in galibiyet golünü aradığı dakikalarda statta Tayyip ErdoÄŸan’ın miting veriyor olmasıydı. Åžehirden akan onbinler İnönü’de, kalan onbinler televizyon ya da radyo başındayken baÅŸbakan kalan kuru kalabalığa bir ÅŸeyler anlatmaya çalışıyordu.
Fazla ihmal ettik şehrin takımını, seneye mesaimiz var anlaşılan. Belki kaybetmeye yüz tuttuğumuz heyecanı da tekrar yakalamamızı sağlarlar, kimbilir?
Bu ileti 19.5.2008 tarihinde, saat 12:41 pm sularında gönderildi ve Güncel sınıfında yer alıyor...
Hakkındaki her şeyi RSS 2.0 beslemesiyle takip edebilirsiniz.

