Derbilerin Derbisi

Bir seneye bu kadar heyecan fazlaydı (ki aslına bakarsanız hala bitmiÅŸ deÄŸil), ve en sonunda Fenerbahçe fena patladı. 2000′li yıllardaki yükseliÅŸ, özellikle son 2-3 yıldır derbilerdeki hakimiyet dün sözde kaldı. Galatasaray Fenerbahçe’yi tam da oynaması gereken bir oyunla devirdi. Son iki haftaya 3 puan farkla girmek ÅŸampiyonluÄŸun anahtarını veriyor ellerine.
Maçın teorik açıdan kimseyi ÅŸaşırtmadığını söyleyebiliriz. İki takım da bir haftadır konuÅŸulduÄŸu gibi sahadaydı, Lincoln’ün sakatlığı dışında. Lincoln’ün oynamaması kime yaradı derseniz belki bu kısım biraz kafa karıştırabilir. Lincoln’ün sahada olması muhtemelen ortadaki çok koÅŸan üçlüden birini dışarıda bırakacaktı ve bu da Fenerbahçe’nin sıkışmasını önleyen oyuncu vazifesindeki Maldonado’yu rahatlatabilirdi. Maldonado yoÄŸun baskı sonunda zorda kaldı ve Aurelio’nun da kötü oyunuyla Fenerbahçe orta sahası maç boyu savruk görüntüsünden bir türlü sıyrılamadı.
Aslına bakarsanız bizim gördüklerimizi Zico görmüyor deÄŸildi. Fenerbahçe’nin en havalı yerleri, kanatları iÅŸlemekten çok uzaktı. Sabri’nin gayretli oyunu, Hakan Balta ve Arda’nın dikkati Fenerbahçe’nin planlarını alt üst etti. Ama bir de bahtsızlığı vardı Fenerbahçe’nin. İlk yarıda Lugano ve Volkan sakatlandı. Lugano deÄŸiÅŸmek zorunda kaldı, Volkan ise kahramanlık yaptı aklınca. Ama onun çıkmıyor olması, Fenerbahçe’nin potansiyel bir deÄŸiÅŸiklikle maça devam etmesi anlamına da geliyordu. Bu yüzden istenilen hamleler yapılamadı. ÖrneÄŸin ilk yarı sonunda Volkan sakat olmasa, Lugano çıkmamış olsa Selçuk-Maldonado deÄŸiÅŸikliÄŸine gidilebilirdi (Zico gider miydi, orasını bilemem) ama temkinli davranmak zorunda kalındı.

Galatasaray, çok mu ÅŸahane oynadı? Bence Galatasaray kupa maçlarındaki performansının bile gerisindeydi. Ama öte yandan o maçlarda olmadığı kadar iÅŸtahlıydı. Oyun formasyonu, pozisyon üretimi açısından çok da iyi oldukları söylenemez. Ama Zico’nun da altını çizdiÄŸi gibi her oyuncunun takımı için ekstra bir ÅŸeyler yapmaya çalışması aradaki ciddi farkı yarattı.
Kötü bir futbol maçıydı, heyecansız bir maç olsa unutmak isteyeceÄŸimiz bir 90 dakika olarak bile adlandırabilirdik. Ancak böylesine kritik maçlardan 3 puanı koparmayı bir ÅŸekilde baÅŸarmak, sezonun meyvesini sunuyor takımların önüne. Galatasaray da bu meyvenin tadını çıkarıyor iÅŸte. Gerçi hala enteresan 2 hafta bekliyor bizi. Ülkemizde son haftalarda ÅŸampiyonun deÄŸiÅŸmesine pek alışkın deÄŸiliz ama 2006 hatırası pek taze olduÄŸundan olmaması için de bir sebep yok diyoruz. 3 takımın nefes nefese gireceÄŸi bir son hafta gayet mümkün yani. 76′ÅŸar puanla Fenerbahçe Trabzon’a, Sivas Ankara’ya gidebilir, Galatasaray da evinde küçük Gençler’le karşılaÅŸabilir.
Yine de Galatasaray, yine böylesine kötü geçirdiÄŸi bir sezondan ÅŸampiyonluk çıkarmaya çok yakın. Fenerbahçe’nin bazı alanlarda farkı açtığı düşünülürken, en büyük hediye olan ÅŸampiyonluk konusunda hem 2006′da hem 2008′de fire vermesi gerçekten travma yaratabilecek iki hatıra olabilir. Ezeli rakibini üstüste alabileceÄŸi 5 ÅŸampiyonlukla dibe gönderme ÅŸansı varken bu 5 yılın arasına 2 tane son anda kaçırdığı kupa sokması Fenerbahçe açısından gerçek bir dönüm noktası olabilir. Taraftarın da zaferle felaket arasında nasıl ince bir çizgi üzerinde dans ettiÄŸini de çok iyi gördük.
Özetlemek gerek artık. Avantaj Galatasaray’da ama ÅŸampiyonluÄŸun dışında ÅŸampiyonlar ligi ve UEFA kupası biletleri için de çok büyük bir savaÅŸ olacak son 2 haftada. Sabırsızlıkla bekliyoruz.
Bu ileti 28.4.2008 tarihinde, saat 10:55 am sularında gönderildi ve Güncel sınıfında yer alıyor...
Hakkındaki her şeyi RSS 2.0 beslemesiyle takip edebilirsiniz.