Ah Avram
Â
Åžu anda İngiltere’nin futbol gündemine oturan bir isim: Avram Grant. Bilinmeyen bir kariyeri, Roman Abramovich torpili, futbola uzak görüntüsü ve üst üste verdiÄŸi garip kararlarla Chelsea’de kimsenin güvenini kazanamadı.
Kolay deÄŸil. Jose Mourinho’nun yerine Fabio Capello bile geçseydi çok zor günler geçirecekti. Ama belki de Mourinho’nun bir avantaj olacaktı. Ne de olsa bir saha içi bir baÅŸarısızlıktan ötürü ayrılmamıştı Mourinho. OturmuÅŸ, kenetlenmiÅŸ bir takımı devralacaktı. Grant böyle bir takımı devraldı, ama bir süre sonra çatlaklar ortaya çıkmaya baÅŸladı.
Özellikle 2008′e girdikten sonra İngiltere’de söylentiler ardı ardına gelmeye baÅŸladı. Toplantıya çağırdıkları oyuncuların ona kulak asmaması ve kendi toplantıları bitmeden bölmeye çalışan Grant’a “daha görüşmemiz bitmedi, az daha bekle” diyip odaya almamaları, Lig Kupası finalinden dakikalar öncesine kadar kadro ve taktiÄŸi oyuncularına açıklamaması, yine Tottenham’la bu hafta arası yapılan maçtaki geç ve anlamsız oyuncu deÄŸiÅŸiklikleri Chelsealileri fena kızdırdı. Bir Chelseali arkadaşım “Terry eski Terry deÄŸil” derken bu çok büyük anlam taşıyordu. Çünkü Terry varsa Chelsea de vardı bugüne kadar. Geçen sezon Terry’nin sakatlığında defansın tel tel döküldüğü dönemi hatırlayalım.
Hafta arası Dimitar Berbatov o golü atsa maç 5-4 bitecek ve Tottenham’a kısa bir süre içerisinde iki kez kaybetmiÅŸ olacaktı Chelsea. Åžanslılardı ki atamadı. Bugün de karşılarında formsuz bir Arsenal vardı. Ama yan toplarda zaafı olan Chelsea yine böyle bir gol yedi. Stamford Bridge’de artık sabırlar taÅŸmıştı.
Chelsea taraftarı hiçbir yerde önemli bir etken olmadı, olamaz. Futbola uzak bir kitle. Sorumsuzlar. Ve bugün de patlama yaÅŸandı. İlk defa protestolar duyuldu. Claude Makalele ve Michael Ballack oyundan alınırken ikisinin de içlerinden “aptal” dediklerini ifade eden suratlarını hepimiz gördük. Taraftar da “you don’t know what you’re doing” (ne yaptığını bilmiyorsun) diye tempo tutmaları, ondan sonra da Jose Mourinho diye bağırmaları sonun baÅŸlangıcı olabilirdi.
Ama Drogba’yı tutamayan, ya da kötü tutan Kolo Toure Chelsea’ye çok büyük bir kıyakta bulundu. Frank Lampard ve Nicolas Anelka’nın da ataklara katılmasıyla Chelsea pozisyonlara girmeye baÅŸladı. Arsenal ise kontrataklarda anlaşılmayacak bir biçimde zayıftı. Belli ki son maçlardan sonra bir özgüven eksikliÄŸi oluÅŸmuÅŸ.
Yani yine Chelsea için ÅŸanslı bir maçtı. Grant’a oyuncuların saygısı kesinlikle yok. Onun yönetiminde ÅŸu ana kadar büyük maçların hepsini kaybettiler. Ta ki bugünkü derbiye kadar. Ama Manchester United ve Fenerbahçe maçları hala Grant balonunu patlatabilir.
Fenerbahçe açısından bakalım şimdi de.
Grant’ı akla getirmek biz Fenerbahçeliler’e her ne kadar umut verse de, Grant’a göre oyun kurulmayacak. Drogba, Ballack, Joe Cole’a göre önlem alınacak. Taktiksel biçimden ÅŸu anda Grant’ın tercihleri arasında Michael Essien’i saÄŸda oynatmak var. Roberto Carlos ve UÄŸur Boral bu kulvarda ona zor anlar yaÅŸatabilir, çünkü gerçek mevkisinin dışında bir yerde oynuyor.
Diego Lugano’ya da farklı bir tavsiyemiz olabilir. Drogba’ya Rıdvan Dilmen’in deyimiyle “kucağına alma”, bırak da top kontrolünü yapsın, kontrolünde tut sonra hamle yapmaya bak. Çünkü Drogba o kadar kuvvetli ve hızlı ki, havadan gelen topu kontrol ediÅŸiyle aynı anda dönüp, son adamı da geçtiyse anında tehlike yaratıyor. Bu tavsiye benden deÄŸil, Liverpool’un efsane oyuncusu ve BBC yorumcusu Alan Hansen’den.
Psikolojik üstünlük (SaracoÄŸlu taraftarı, hırs) ve yan toplarda yoÄŸunluk ile yarı final hayal deÄŸil. Chelsea’nin mükemmel istatistikleri tarihi yansıtıyor, bugünü deÄŸil. Bugünün gerçeÄŸi Avram Grant’tır, güvensizliktir.
Bu ileti 24.3.2008 tarihinde, saat 3:19 am sularında gönderildi ve Güncel sınıfında yer alıyor...
Hakkındaki her şeyi RSS 2.0 beslemesiyle takip edebilirsiniz.