Kırmızı Derbi

Geçen yılki Vestel Manisaspor-Sakaryaspor maçına kadar Türkiye’de tartışmasız bir numaralı hakemdi Cüneyt Çakır. Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının kadrolu hakemi olmuÅŸ ve tartışmasız maçlar yönetmeye baÅŸlamıştı. Düşünün iÅŸte Fenerbahçe’nin bir önceki kupa eÅŸleÅŸmesinde 2-1 kazandığı maç ve 4-0 kazandığı maçı yönetmiÅŸti. Bu maçlardan bir tek pozisyon hatırlıyor musunuz?
Gerçi ikincisinden sonra Adnan Polat, bir daha maçlarımıza bu hakemi istemiyoruz, fermanını vermişti. Sonrasında da Manisa-Sakarya olayı yaşanınca Cüneyt Çakır gözden düştü zaten. Fırat Aydınus terfi etti bu göreve.
Gelelim dün geceye. Dünkü maçta Cüneyt Çakır taraf tuttu diyeni allah çarpar. Yani Cüneyt Çakır kesinlikle ev sahibi yanlısı bir yönetim göstermedi. Hatta bence en komik hataları da Galatasaray aleyhine yaptı. Volkan’ın sarı kartı, Lincoln’ün birinci ve ikinci sarı kartı, vs.
Bilmiyorum ne derece haklıyım ama, dün Cüneyt Çakır, sahada kendini ispatlamak için vardı. Manisa-Sakarya maçında, Çakır, kitapta yazanı yapmıştı ve bu yüzden çokça da eleÅŸtirilmiÅŸti. Hatırlıyorsunuz, en son olarak Vestel türk futbolundan bu sebeple çekildiÄŸini bile söylemiÅŸti. Dün Cüneyt Çakır yine kitapta yazılanları yaptı, biraz da fazla abartarak. Yani evet, kimse Lugano’yu niye attın diyemez. Çünkü kitapta, hakemi aÅŸağılarsan kırmızı görürsün yazıyor. Ya da niye Gökhan Gönül’ü attın diye soramaz, çünkü kitapta vakit geçirirsen sarı kart görürsün yazıyor. Lincoln’e niye sarı verdin diyemez, çünkü kendini yere atarsan sarı alırsın yazıyor.
Fakat olayın psikolojik boyutu var. Bir kere ÅŸu belli ki dünkü maç, derbi maçlarında hiç olmayacak kadar önemli bir maçtı. Ligde iki takım da deplasmanlara yenilmemek için çıkıyor. 1 puan yeter diyor artık. Kupanın ilk maçı da pek belirleyici olmadığı için deplasman takımı beraberliÄŸe sevinebiliyor. Ama dünkü maçta iki takımın da gol atması gerekliydi. Yani bunun için de futbol oynaması gerekliydi. Futbol oynamasının da önünün kesilmemesi gerekliydi. İşte bunu yaptı Çakır. Olayın psikolojik yönünü es geçti. Åžimdi dün Lugano’nun yaptığı gözlük hareketini, Bülent Korkmaz’ın alkışıyla da karşılaÅŸtırmamak gerekli bence. Bülent Korkmaz, alkışı yaptığında kart görebileceÄŸini tahmin ediyordu. Dün, Lugano kart göreceÄŸini bilse sizce o hareketi yapar mıydı? Aynı ÅŸekilde Gökhan, Volkan Yaman kart göreceklerini bilse 5 saniyelik vakit çalmaya kalkışırlar mıydı?
Zico’nun dediklerine katılmamak mümkün deÄŸil. Hakemlerin fazlasıyla konuÅŸulması bizim futbolumuzu çok yoruyor. Bu yüzden geride kalıyoruz aslında. Düşünün, dünkü bir ÅŸampiyonlar ligi maçı olsa, gösterilen kartların kaç tanesi o maçta da gösterilirdi? Cüneyt Çakır ne yapmak istedi, nasıl bir sonuç alacak, gerçekten çok merak ediyorum.
Tartışmasız Türkiye’nin en iyi hakemi olabilecekken, dibe doÄŸru yolculuÄŸunu hızlandırdı.
Neyse iyi yanları görelim. Hakan Şükür 14. saniyede gol atıp Türkiye’de de rekora doÄŸru koÅŸabilirdi, Volkan uzadı. Galatasaray’ın ilk golü, Semih’in ilk maçtaki golüne çok benzemiyor mu? Gökhan Gönül’ün bu gole ihtiyacı vardı, ÅŸimdi komple bir saÄŸbekliÄŸe terfi etmiÅŸ sayabiliriz kendisini. Nazar deÄŸmesin. Feldkamp’ın da dün dediÄŸi 10 kiÅŸilik takımlar genelde daha tehlikelidir söylemi komik geliyor bana. Tam efsane gibi oldu bu. 10 kiÅŸi kalan 10 takımdan 8 tanesi ekstradan gol yeyip ezilirken, 2 tanesi daha iyi oynayınca, bu söylem kliÅŸe haline geliyor. Tribündeki Fred ÇakmaktaÅŸ pankartı harika bir esprinin ürünü, takdir etmek gerek.
Hala kupa göremiyoruz, bir yıl daha ekledik. Halbuki yarı finale kalınsa tehlikeli rakip de pek kalmamıştı..
Bu ileti 28.2.2008 tarihinde, saat 11:05 am sularında gönderildi ve Güncel sınıfında yer alıyor...
Hakkındaki her şeyi RSS 2.0 beslemesiyle takip edebilirsiniz.
bu maç sonrası medyada böyle bir yazı kaleme alan ne yazık ki yok. Renk körü olmuÅŸ herkes. tebrik ediyorum…