Futbol Günlüğü » İtalya’da neler oldu?

Polisten korkmuyoruz!

Serie A yine olumsuzluklarla gündeme geldi. 26 yaşında bir Lazio taraftarının otoyolda polis kurşunuyla ölmesi sonucu ülke çapında futbolda bir dalgalanma yaşandı ve özellikle de İtalyan yetkililerini kaotik bir ortam bekliyor.

Orada neler oldu?

Türk basınının genelinin aksettirdiÄŸi gibi tribün terörü müydü yaÅŸananlar, ya da…

Her ne kadar futbolla ilgili insanların olayın içinde yer aldığı doÄŸru olsa da gerçek ÅŸu ki aslında son yaÅŸanan olay tribün teröründen biraz uzakta. Kendi araçlarıyla İnter maçına giden ve herhangi bir gruba üye olmayan Lazio taraftarı ile benzer durumdaki Juve taraftarlarının otoyolda karşılaÅŸmaları ve ağız dalaşı sonucu birbirine girmeleri, ardından da yolun karşı tarafındaki polis ekibinden çıkan iki el silah sesi, arabada oturan Gabriele Sandri’nin boynundan vurulup ölmesi ve tetiklenen olaylar serisi.

Atalanta - Milan maçıHatırlanacağı gibi yine İtalya’da Åžubat ayında Catania’da bir polisin çıkan olaylarda ölmesi sonucu daha önce de bir süreliÄŸine lige ara verilmiÅŸti. İşi tribün terörüne çeken kesim ise tam bu noktada baÅŸlıyor. “Polis ölünce ertelenen lig, bir taraftar için neden ertelenmiyor?” sorusu üzerine tribünlerin polise karşı tepkisi ÅŸehirden ÅŸehire yayılıyor. Atalanta maçında taraftarlar oyunun ertelenmesi için sahaya girmeye çalışırken pek çok yerde de taraftarlarla polis arasında çatışmalar yaÅŸanıyor.

Olayları sadece Sandri’nin ölümü ile sınırlandırmamak gerek, nitekim daha derin bir geçmiÅŸe sahip. Ve aslında İtalyan yetkililerine de bu olayda doÄŸrudan yüklenmemek lazım. Çünkü Åžubat ayında gerçekleÅŸen olay bir Cuma günü olmuÅŸtu ve ligin kaderi için daha saÄŸlıklı karar verebilmek adına biraz süreleri vardı. Bu çok ani geliÅŸen olay ve olaylar zincirinde maçlar henüz baÅŸlamışken ertelenmesi adına yapılan dayatmalara İtalyanlar da çabuk tepki veremediler.

Ultras, polise karşı…

Ultras için bir anlamda İtalyan tribünlerinin bıçkın grupları diyebiliriz. Resimde gördüğünüz gibi de polisten korkmadıklarını açıkça haykırabiliyorlar. Tepkileri her zaman bu duvarlarla sınırlı kalacak sakinlikte olmuyor. Daha sert ve ses getiren eylemleri de var. Bunların arasında RAI stüdyosunun basılıp iki kameramanın tartaklanması, Sampdoria’nın evinde 5-0 kaybettiÄŸi Milan maçı sonrası antrenman sahasının basılarak futbolcularla yüzleÅŸilmesi, Napolililerin benzin istasyonunu harabeye çevirmesi gibi bildik pek çoÄŸunu sayabiliriz.

Onları polisle veya yönetimlerle karşı karşıya getiren olaylar ise aslında biraz ironik denilebilir.

“İsyanım var ulen!” nidalarıyla sokaklarda ve statlarda boy gösteren tribünlerin gerçek sahiplerinin, TV gelirleriyle yönetilen futbol ya da kliÅŸeleÅŸmiÅŸ ve genelleÅŸtirilmiÅŸ tabiriyle endüstriyel futbola karşı bir duruÅŸları var. Olayı ironi boyutuna taşıyan kısmı ise grupların yine bu gelirler üzerinden edindikleri nemalanma, bedava bilet ve karaborsacılıkla ayakta kalabildikleri iddiaları. Åžiddet seviyesi İtalya’daki kadar olmasa da Türkiye’deki ateÅŸli taraftarlar için ortaya atılan iddiaların hemen hemen aynısı sanki…

Toplumsal erozyon mu, futbolda tehlike mi?

Kısa vadede muhtemelen yine İtalyan yetkililer bazı ufak ama radikal değişikliklere gidecekler. Görülen o ki deplasman yasakları ya da benzeri türde bir takım kısıtlamalar bile söz konusu olabilir.

İtalya’nın kökeni aslında bu çatışmaların günümüze yansıması hakkında biraz fikir veriyor denebilir. Küçük yönetimlerin birleÅŸmesiyle meydana gelen İtalya’da politik fikir çatışmaları ve hatta insanların farklılıkları bile doÄŸal karşılanmalı. Nitekim Napoli’de kıpır kıpır heyecanlı insanları görürken, kuzeyde Milano’da ise kendini beÄŸenmiÅŸ ve daha soÄŸuk birileriyle karşılaÅŸmanız kuvvetle muhtemel.

Belki de Akdeniz insanı olmanın bir doğal getirisi kim bilir. İtalyanlar acılarını, üzüntülerini, heyecanlarını ve tepkilerini sıkça dışa vurmayı tercih eder bir yapıdalar. Futbol ise bu amaç uğruna sıklıkla kullanılan araçlardan birisi sadece. Günlük yaşamlarındaki bu dalgalanmaların futbola etkisi de elbette kaçınılmaz bir son.

Corriere della Sera’daki ifadeye göre silahı ateÅŸleyen polis gözyaÅŸları içinde hem kendisinin hem de Sandri’nin olmak üzere iki aileyi mahvettiÄŸini söylemiÅŸ. Görünen o ki bu listeye futbolu da eklemek gerek. Çünkü bu olanlardan en çok etkilenen futbol oldu ve olacak. Ve ne acı ki olanların futbolla ilgisi de yok…

Yazar: Haluk Karahan
    

    Beni yorum kutusuna götür!